21 Mart 2019 Perşembe

Bana Bir Haller...

11.03.2019


Sevgi dolu bana bir şey oldu. İnsanlara samimi davranamıyorum. Sıradan insanlar gibi hissediyorum. Eskiden fark yaratacak düşüncelerim vardı ve üremeye devam ediyorlardı. Şu sıralar yaratıcı benliğimde bir tıkanma var. Muhtemelen psikolojik alt yapısı şu: Sevilme ihtiyacı. İlk defa sevildiğimi hissetmediğim bir zaman içindeyim. Ailem dışında 10 kişi civarında oldu her zaman yakın hissettiğim insan sayısı, şimdi yetmiyor var olan insanlar veya sevgilerinin boyutu.

Bu ilkel benliğin yani bilinçaltının tatmin olmayan parçası yine aynı seviyede duyulan fiziksel ihtiyaçların karşılanmasına da sekte vuruyor. Gerçekleşmeyen bu duygular ve ihtiyaçlar üst benlikte de kırılmalara yol açabiliyor.


İnsanların benden sıkılma ihtimalini düşünmeden konuşmak şu sıralar mümkün gelmiyor. Tıkanmayan muhabbet çeşitliliğim Bir ego tatmin ihtiyacı olarak; kendimi övmek, sürekli kendimden bahsetmek gibi sığ yerlerde tıkılı kalabiliyor.


Mesela şuan bile yazarken aklımda karşımdakini sıkıyor muyum acaba sorusu olmadan duramıyorum. Ağzıma geleni konuşabilen ben, acaba karşıdakine ayıp olur mu diye düşünür oldum. Bu da karşımdaki insanları yeterince tanıyamadığım için güven problemine işaret.

Bir Rüya

08.07.2015

Bu gün rüyamda hem erkek üreme organım hem kadın üreme organım vardı ama esas konu o değildi. Arabamdaki uzay ve zamanı büken makine bozulmuş ve yanımdaki arkadaşımı sürekli başka insanlarla değiştirip duruyor ancak değişimi onların algılarıyla oynamamak ve bozmamak için öncelikle fark etmemelerini sağlayan mekanizma devrede olduğu için sadece ben fark ediyorum. Yaklaşık 10 kadar insan yanımda sürekli olarak ortalama bir zaman sınırı olmaksızın değişiyor, yani gelen kişi 30 saniye de kalabiliyor 15 dakika da.

İlk başlarda ben de tam fark edemiyorum değişimi ve neyden kaynaklandığını. kaynağı çözdükten sonra çözüm üretmek için öncelikle makineyi düzeltmenin çok bir faydası olmayacağını ve arkadaşımın evrenin herhangi bir noktasında ve herhangi bir zamanında sıkışıp kalma ihtimali olduğu için öncelikle yanıma gelen ve ve giden herkesi sırayla bu duruma alıştırma girişiminde bulunmaya başladım ama bu tahmin edilebilecek kadar kolay bir şey değil. çünkü her biri benimle yanındaki arkadaşıyla konuştuğu muhabbetin devamını getirerek konuşuyor, yani çözmem gereken yaklaşık 10 farklı muhabbet var ve bu 10 farklı muhabbeti onlara fark ettirmeden evrendeki yerlerini ve zamanlarını öğrenebilmek adına kullanmak zorundayım. (bu arada benim arkadaşımda durumun farkında değil.)
Başlangıç olarak isimlerini öğrenmek için uğraştım her biri için kademeli olarak muhabbetin içine yedirmem gereken konuları incelikle seçmem gerekiyordu. Çünkü fark ederlerse nasıl bir tepki alabileceğimi bilemiyordum ancak bu tepkinin iyi sonuçlanmayacağından emindim. (eğer fark ederlerse bu 10 kişinin akışı fark edenin fark ettiği uzay ve zaman boşluğunda sıkışıp kalmasına yol açabilir) İllaki yaşamışsınızdır sokakta biri ile karşılaştığınızda onun adını ve nereden tanıdığınızı hatırlayamadığınız bir durumda dahi onu tanıyormuş gibi muhabbet etmeyi denemişsinizdir. İşte bu muhabbetteki titizliği 10 ile çarpın ve ne durumda olduğumu anlayın.
İsimleri öğrenmek yine en kolayıydı…

(uyandım)

Tree of Life

30.06.2014

Atomların yapısını inceleyen bir eleman.

Atomların elektronlarının dönüş hızlarını, buna bağlı olan yoğunluklarını ve buna bağlı olarak ortaya çıkardığı maddeyi inceler.
Aynı zamanda da uzaya meraklı.
Bu merakı atom yapısındaki elektron döngüsünün gezegenlerin döngüsü ile bağlantısından kaynaklı.
Daimi olarak gerçekleşen çekimsel hareketliliğin bir bütün oluşturması gerektiğine inanarak devam eder, bunun sonunda da evrenin bir ağacı oluşturduğunu ve aslında güneş sisteminin de ağaç yapısındaki bir atom olduğunu fark eder.

Zeka?

30.06.2014

Hayvanlar düşünemez derler. onlar sadece içgüdüleriyle hareket ederlermiş. Peki az önce kucağımda yatan kedinin rüya gördüğünü biliyorsam nasıl onun düşünemediği iddialarına inanabilirim ki? Bir çok hayvan insan sesini çözme onların verdiği komutları anlama yeteneğine sahip olabiliyor. Yani hayvanlar insan dilini çözebilecek kadar zekiler. Peki biz hiç onların söylediklerini anlayabilecek kadar iyi dinledik mi onları? Benim kullandığım dilde 29 harf var bir kediyi anlamak için ise bunlardan hiç birini kullanmıyorum. Benim için o sadece “miyav” sesi çıkarıyor. Hadi diyelim ki 5 harf ile anlayabilseydim onları. Belki de bir kedi o kadar geniş bir dile sahip ki o 5 harfin vurgusu, ses tonu, uzunluk ve kısalığı ile bizim 29 harf kullanarak anlatmaya yetemediğimiz duygularını anlatabiliyor? Hem dil öğrenme yetisi bizimkinden yüksek hem de kendini ifade edebilme yeteneği. (insanlara anlatmak dışında çünkü insanlar hayvanların düşünceleri olduğuna inanmadığı için onları dinleyip anlamaya çalışmıyor.)

Hayvanları anlayabilseydik ne olurdu? Süleyman peygamber hikayesini belki bilirsiniz, hani hayvanlarla konuşabildiği iddia edilen kişi. Belki gerçekten kafayı kırmış onları dinlemiş ve dillerini çözmüş bir adamdı bu Süleyman peygamber. Baktı bu işte iyi para var başkaları da öğrenmesin diye kötüledi bu durumu ve insanlık tarihinde hayvan dillerini de çözme vaktini ileriye itti. Belki hayvanların dilini anlamak onun hikayelerindeki gibi kötü sonuçlanmazdı. Belki dünyayı daha yaşanabilir bir yer haline getirirdi. Belki onlarla da tarihte anlaşmalar yapar onlara da saygı duyardık. Belki bu sayede onların da evrimine katkıda bulunabilirdik. 

Doğa içerisinde güç mücadelesini belki de insan kazandı ve bu mücadele kazananı çok yanlış davrandığı için dünya bu halde. Peki bilinen evrim sürecini birazcık değiştirerek bakarsak olaya neler değişebilir? Mesela yine insan ilk evrimini tamamlayan(tamamlamak sayılmaz ama diğerlerinden üstün hale getirmiş olarak varsayalım) canlı olsun ancak evrimini savaşçı olarak değilde barışçıl bir şekilde ortaya çıkarsın. Başlangıç olarak dünyada bu kadar farklı dil ortaya çıkmaz her insan bir biri ile ve doğa ile iç içe yaşayabilecek durumda olur hayvan dilleri ile de çok ayrılmazdı. Duyguları daha çok gelişebilirdi belki de hayvanların doğasını devam ettirebilmek için yaptıkları seks sadece bir zevk unsuru olmayabilir insanlar bunun üzerinden pazarlık yapmayabilirdi. Fahişeliğin ilk meslek olması belki de gerçekleşmezdi. Yani bilinen her şey değişebilirdi

Neyse konuyu dağıtmadan dil konusuna dönelim. Peki evrimini en güçlü şekilde ilerleten insan barışçıl bir tutum izlese ki bunun için elbette o zamanlar korku salması gücünü gösterip diğer canlılardan zarar görmemesi gerekecekti bunu nasıl sağlayabilirdi. Elbette onlarla iletişimini güçlü tutarak bırakın dünya halklarının ayrı ayrı diller konuşmasını belki de ortak tek bir dil ile tüm canlılar anlaşabilecek, belki dünya halkları dediğimizde dünyada yaşayan her canlı bu halk kavramı içerisinde yer alacak belki insan gibi düşündüğümüz için fark edemediğimiz bazı durumları fark edebilecek belki evrim sürecinde tüm canlıların en üst güçleri birleşerek çok daha fazla bilimsel bilgiler elde edebilecek belki bundan on binlerce yıl önce evren hakkında bugünkünden çok daha fazla bilgi birikimine sahip olacaktık. hayvanlarında evrim çizgisinde yeri değişecekti biz zavallı bencil ve en vahşi canlılar olan insanların da.
Bu çizgiye baktığımızda besin konusu söz konusu olabilir peki burada her şeyin yaşamak için ihtiyaç duyacağı besin ne olabilirdi. Bir ağaca bakarak canlı bir şey ile beslenmenin zorunlu olmadığını görebiliyoruz. peki evrim bir şekilde farklı ilerlemiş olsa idi bizler de sadece su ve topraktaki mineraller ile yaşıyor olamaz mıydık? yani birbirini öldüren canlılar yerine birlikte cansız varlıklar ile yaşamını sürdüren canlılar. Ağaçlar bize bu konuda ilham verebilseydi belki hayvan eti tadını bu kadar yüceltmeyecek ve sadece su ile yaşayacaktık. Bu döngüde belki de çok daha fazla suya ihtiyaç duyacaktık ki dünya bu su ihtiyacını çok rahat karşılayacak bir yer değil mi? Okyanuslar tuzlu su diyoruz da bunu kullanılabilir hale getirmek çok mu zor? günümüz teknolojisi ile bile mümkün iken varsaydığımız dünya teknolojisi ile çok daha kolay olmaz mıydı. Yada evrim farkı ilerlese tuzlu su da bizim için kullanılabilir olamaz mıydı?

4 Kasım 2014 Salı

Başlangıç İçin Notlar

04.11.2014

Bazı kişiler tarafından anlaşılmayan bazı kavramlar olduğu herkes tarafından kabul görecek bir durumdur. Dindar insanlar tanrının olmaması halinde ortaya kaosun çıkacağını düşünmeleri buna örnek olabilir. Aslında bu örneği verme sebebim konuya örnek olmasından ziyade benim açıklamaya çalışacağım olay örgüsüne olan yakınlığından ötürüdür. Peki varmak istediğim nokta nedir? Dindarlar tanrısız bir ortam düşünemez ve saçma gelir ancak kaosa; tanrının olmadığını bilen kişiler, tanrıyı savunanlardan daha uzaktır. Bir de şu açıdan bakalım. Dinlerin olmadığı bir ortam söz konusu olabiliyor. Bu bir kabul sistemi en nihayetinde ama devlet konusu bir dayatmadır.

Dünya üzerinde devletleri reddedebilmenin bir yolu olsa belki de devletsiz ortama bir örnek sağlanabilirdi. (Bu ortamdan söz etmek günümüzde imkansız. Geçmişten örnek vererek beni çürütmeye çalışanlar olacaktır ancak konu geçmişin şartlarında değil geleceğin şartlarında değerlendirilmelidir.) Ve bu durum bize gösterirdi ki kaosa devletsiz ortamdaki insanlar devlet otoritesindeki insanlardan daha uzak olacaktır.

Belki de insanlık devletsiz ortamı düşünmeye henüz hazır olmadığı için kaosun ortaya çıkacağını varsayarak ülke sınırlarını halen savunabilmektedir.